Reklam Marka Pazarlama Terimleri Sözlüğü (P-R)

2 Kasım 2018 Cuma 07:30
910
Okunma
0
Beğenme

Reklam Marka Pazarlama Terimleri Sözlüğü (P-R)

 

perakende [retail] Son tüketicilere veya alım amacı ticari kâr sağlamak olmayan kuruluşlara yapılan ürün ve hizmet satışıdır. Malların teker teker ya da birkaç parça durumunda azar azar satılmasına dayanan (satış biçimi).

perakende denetim araştırmaları [dealer, retail or store audit researches] Zincirdeki tüm mağazaların devamlı olarak katıldığı; ilgili mağazadaki ürünlerin paket, ağırlık vs. cinsinden satışları, satışların değerlerini, perakende satışları;-satış kaynağını, perakende stoklarını, mağaza başına düşen ortalama stoku; aylık ortalama satışları-mağaza başına ortalama perakende satış fiyatını, ortaya koyan araştırmalardır.

perakende denetimi [store check] Perakende satış yerinde, ürünlerin sergileniş biçimi, satış görevlilerinin ürünleri nasıl işledikleri, müşterilere karşı tutumu vb. bilgileri edinmek amacıyla, görevi üretici adına bu tür mağaza denetimleri yapmak olan kimselerce incelenmesi.

perakende endüstrisi [merchandising industry] Perakende odağında kurulan ve buna ilişkin aktörleri içinde barındıran sektördür. Uluslararası büyük markaların perakende pazarına girmeleri, pazardaki niş oyuncuların varlığı ve dağıtım kanallarının çeşitlenmesinden dolayı perakende sektörü parçalı bir yapıda devam etmekte ve sürekli değişmektedir.

perakende mağazacılık [store retailing] Perakende mağazalar yoluyla yapılan satış. Perakende mağazalar yoluyla yapılan satışın planlanması; mağaza tasarımından tüketiciye sunulacak ödeme seçeneklerine değin bu satış biçiminin özel sorunlarıyla ilgili işler. Karşılaştırın Mağaza dışı perakendecilik.

perakende paneli [retail panel] Panel araştırması, kategori / ürün / ürün özelliği / ürün modellerinin, belirlenmiş satış kanallarındaki perakendeci noktalarda, satış-fiyat trendinin düzenli aralıklarla ölçümlenmesidir. Perakende panelleri bölümü dayanıklı tüketim sektöründe (büyük beyaz eşya, kahverengi eşya, küçük ev aletleri, telekom, bilgi teknolojileri, foto, yapı malzemeleri, aydınlatma) deneyimli, uzman proje takımı ile hizmet vermektedir.

perakendeci iletişim karması [retailing communication mix] Perakendeciler müşterileriyle reklamlar satış geliştirme halkla ilişkiler ve kişisel satış gibi birçok yolla iletişim kurarlar. Tutundurma karmasının amacı müşterilerin sürekliliğini sağlamak ve mağazayı her ziyaret edişlerinde alış veriş miktarlarını maksimum düzeye çıkarmaktır. Kişisel satış mağazacılığın içinde önemli bir yer tuttuğu için ayrı bir bölüm olarak tutundurma karmasından ayrıymış gibi düşünülmektedir. Aslında bir perakendeci işletme olarak mağazaların tüm faaliyetleri tutundurmaya yönelik olarak kabul edilebilir.

perakende ticaret [retail trade] Perakende kelimesi, parçalara ayırmak anlamına gelir. Perakendeci de malları küçük miktarlar halinde satan kişiyi ifade eder. Perakende ticaret, malların doğrudan doğruya tüketicilere satılmasıdır. Perakendeciliğin temel niteliği, tüketim ya da kullanım için malları tüketicilere satmaktır.

perakendeci karması [retailing mix] Mağaza yönetimlerinin ticari amaçla alınan ürünlerin satın alınmasından satış sonrasına kadar devam eden bir sorumluluğu vardır. Bir mağaza birçok ürün hattından oluşan bir ürün karmasına sahiptir. Günümüzde bazı mağazaların ürün karmaları 15.000-60.000 kalem ürünü kapsamaktadır. Perakendeciler ürün karmasının genişliğine derinliğine ve yoğunluğuna karar vermelidir. Ürün karmasının genişliği ürün hattı sayısı derinliği her bir ürün hattındaki çeşit sayısı yoğunluğu ise ürün hatlarının son kullanıcıların farklı beklentilerine cevap verebilme yeterlilikleri olarak tanımlanabilir.

piyasa ekonomisi [market economy] Piyasa ekonomisi, kendi kurallarına göre işleyen bir piyasalar sistemi demektir. Ekonomik hayatın tümünü, dışarıdan yardım ve müdahale gelmeden örgütleyebilen bu tür sisteme, kesinlikle kendi kurallarına göre işlemektedir.

plansız satın alma davranışı [unplanned buying behaviour] Tüketicinin pek çok kez ısrarlı ve kararlı bir satın alma arzusu içinde çok fazla bir bilişsel çaba harcamadan, yani düşünmeden, ani, tepkisel olarak gerçekleştirdiği bir satın alma davranışıdır. Hızlı bir karar süreci söz konusudur. Karar verme aşamasında her ne kadar rasyonel güdüler önemli de olsa, rasyonellikten çok duygusallık vardır. Belirli bir niyet olmaksızın gerçekleştirilir.

politik pazarlama [political communication] Kişilerin sosyal ve politik olaylara yaklaşım derecesine göre gruplandırılmalarını sağlar. Örneğin bir seçim kampanyasında, seçmenleri kararsızlar ve ikna edilemeyenler olarak bölümlendirilip, kararsızları hedef kitle olarak seçmek burada bir örnek olarak verilebilir.

poster [poster] Afiş, bir ürünün, bir hizmetin ya da kampanyanın ifşa edilmesi amacıyla hazırlanır. Avrupa’da ilk olarak on yedinci yüzyıla doğru daha çok tiyatro duyurumlarında kullanılmıştır. Daha sonra ticari tanıtımlarda en çok görülen biçimlerden biri olmuştur. Afiş olağan biçiminde bir metin ve görselden teşkildir. Bir formülasyon yapalım: “Slogan + görsel + marka=afiş”, en genel haliyle tanımın kendisidir. Kullanıldıkları mekâna göre ve dış mekân afişleri olarak ikiye ayrılır.

postmodern pazarlama [postmodern marketing] Mükemmellik yerine sıra dışılığı öneren, ortak dili olmayan, her şeyin kullanımına hoş bakan ve her biri kendi dilini üretmiş tüketime yönelik bir gerçeklik, modern pazarlamadaki “ya öyle, ya böyle” yerine, “hem öyle hem böyle” şeklindeki ilkesizlik ilkesine göre, eğlendirici, neşeli ve ironik biçimleri savunan postmodernizmin pazarlamaya yansımasıdır.

potansiyel pazar [potential market] Belirli (spesifik) tüketici gruplarının, belirli bir endüstri pazarlama faaliyeti düzeyinde, belirli bir zaman diliminde, bir maldan satın almaları muhtemel miktarı ifade eder. Tanımlı ve sınıflandırılmış bir ürün veya hizmete ilgisi ve söz konusu ürün veya hizmeti satın alma şansı olan tüketici pazardır.

prestij fiyatları [prestige price] Tüketicilerin çoğu, yüksek nitelikli ve tanınmış markalı ürünlerin fiyatlarının da yüksek olacağı kanısındadırlar. Bu kanıya dayanarak uygulanan fiyat politikası, prestij fiyatlarını ortaya çıkarır.

proaktif halkla ilişkiler [proactive public relations] Bir işletmenin pazarlama amaçları tarafından yönetilmesidir. Defansif olmaktan çok ofansif eğilimlidir. Problem çözmekten öte fırsat kollayıcıdır. İşletmenin ürün ve hizmetini tanıtmak, ek bir görüntü, haber değeri, meşruiyet ve güvenilirlik kazandırmak için diğer pazarlama iletişimi araçlarıyla bütünleşik bir şekilde kullanılır.

promosyon [promotion] Promosyon özendirme demektir. Firmaların potansiyel müşterilerine kendilerini tanıtmak ve ürünlerini pazarlamak suretiyle yapılır. Bir malı geniş kitlelere tanıtmak ve o malın sürümünü sağlamak amacıyla yapılan çalışmalardır.

propaganda [propaganda] Propaganda çok sayıda insanın düşünce ve davranışlarını etkilemek amacını taşıyan önceden planlanmış bir mesajlar bütünüdür. Propaganda tarafsız bilgi sağlama yerine, en temelde kendi kitlesini etkileyecek bilgiyi sunar.

psikografik bölümlendirme [psychographic segmentation] Bir pazar bölümlendirme türüdür. Tüketicilerin yaşam tarzı kategorilerine, aktivitelerine, ilgi alanlarına ve fikirlerine göre belirlenen pazar bölümüdür. Kişisel değişkenlerin yaşam tarzı tercihleriyle birleştirilmesi sonucu, pazarlamacının pazar bölümlerini daha yakından incelemesi mümkün olur. Psikolojik, sosyolojik ve antropolojik unsurları içeren tüketici psikografikleri, böyle bir inceleme sonucu ortaya çıkar

psikografik hedefleme [psychographic targeting] Tüketici segmentasyonunda kullanılan özel bir sınıflamadır. En fazla kullanılan üç psikografik temel; sosyal sınıf yapısı, kişilik karakteristik özellikleri ve hayat tarzıdır.

psikolojik dürtüler [psychological drives] Müşterilerin ürün ya da hizmetler üzerinden sağladığı her türlü tatminle ilgili olan ihtiyaçlardır. Sosyal temelli biyolojik olmayan dürtüler söz konusudur.

psikolojik ihtiyaçlar [psychological needs] Müşterilerin ürün ya da hizmetler üzerinden sağladığı her türlü tatminle ilgili olan ihtiyaçlardır.

psikolojik model [psychological model] Tüketici davranışları konusunda bir modeldir. Buna göre, insanın kişilik özellikleri, davranışlarını belirler.

psikolojik fayda [psychic income] Satın alma sonrasında tüketici rasyonalizasyonunun önemli bir parçası olup, bir ürün veya hizmet satın almanın ya da yapılan herhangi bir etkinliğin kişiye kazandırdığı fiziksellik dışındaki psikolojik faydalar bütünüdür. Alıcının gözünde, ürünün başlıca yararı dışındaki önemi. Alıcı, ürünü önemsediği ölçüde onun için ayıracağı bütçe yükselecektir.

psikolojik fiyat [psychological price] Bu politika tüketicilerin psikolojik durumlarını göz önünde tutar ve kimi deneyler ya da incelemeler sonucunda bulunan verilere dayanır. Psikolojik fiyat politikası, çekici fiyatlar, kalanlı fiyatlar, prestij fiyatlar ve aralıklı (basamaklı) fiyatlar olmak üzere dört bölüme ayrılabilir.

 

R

radikal pazarlama [radical marketing] Müşterilere ‘radikal deneyimler’ yaşatmak, pazarlama yazınına da girmiş bir kavram aslında. Pazarlama uzmanı Glenn Rifkin tarafından bu kavram ‘radikal pazarlama’ olarak adlandırılıyor. Radikal pazarlama, bilinen, kalıplaşmış ve gelenekselleşmiş ‘doğruların’ aksi yönünde stratejiler uygulayarak, kendi sadık kitlelerini yaratmayı amaçlayan bir yöntem.

rakipler [competition] Ürün, hizmet ya da kuruluşun rakipleri. Günümüz iş dünyasının en çok konuştuğu kavramdır. Benzer ürünler arasında gerçekleşen “marka rekabeti” benzer sektörler arasındaki “sektör rekabeti” farklı biçimler arasındaki “form rekabeti” farklı ihtiyaç alanları arasındaki ise “jenerik rekabet” olarak adlandırılır. Kupon ya da ambalaj eklentisiyle ürünün satın alındığını kanıtlayan nesnelerle katılmaya hak kazanılan bir satış promosyon yöntemidir.

rasyonalizasyon [rationalization] Tüketicinin satın alma kararında çok önemli olan ve satın almanın sürekliliğini sağlayan zihni süreç.

referans topluluğu [aspirational groups] Tüketim pratikleri açısından önemli olan, kişi ya da kişiler için referans alınan, özenilen, tüketicinin arasına katılmaktan gurur duyacağı gruplardır.

referanslı pazarlama [referral programs] Bu yöntem, ürün ya da hizmet memnuniyetinin yayılımının hızlanması için araçlar geliştirmeyi ifade eder.

rekabet kültürü [competition culture] Rekabet kültürünün varlığı rekabet politikasının başarıya ulaşmasında son derece önemli bir role sahiptir. Rekabet kültürü esas olarak rekabetin getirdiği yararların bilinmesini ve bu yararların sağlanmasında rekabet kurallarının uygulanmasının sahip olduğu role ilişkin toplumda gerekli bilincin oluşturulması ve geliştirilmesini içermektedir. Tüketicilerde, iş çevrelerinde ve kamu kurum ve kuruluşlarındaki rekabet kültürü o ülkede rekabet politikasının hızlı bir şekilde benimsenerek uygulanmasına imkân tanımaktadır. Rekabet kültürünün oluşturulması ve geliştirilmesinde en önemli görev rekabet kurumlarına aittir.

rekabetçi avantaj [competitive advantage] Pazarlama üstünlüğü, Mükemmel kalite kontrol, Daha iyi hizmet kabiliyeti, Düşük maliyetli pazarlama bilgisi, Yeni ürünler geliştirme kabiliyeti, Müşteri istek ve ihtiyaçlarını çok iyi anlama yeteneği ve etkili satış gücünden teşkil üstünlükler silsilesidir. İşletme rakiplerine oranla iyi olduğu bu alanlardan bir veya bir kaçında temel yeteneğini geliştirerek rekabet avantajı elde edebilir. Bir markanın pazardaki rakiplerine göre kalite, tasarım, maliyet, zaman gibi unsurlarla sağladığı üstünlüktür. Bir işletmenin rekabet avantajlarının, pazar aktivitelerinin saptanması ile bağlantılı olarak bulunması gerekir. İşletmenin rekabet avantajları, rekabet etkilerine karşı kendini rakiplerine oranla daha iyi korumasında yatar. Ürünlerde, üretim yöntemlerinde, satış yöntemlerinde ve sunulan servislerin kalitesinde yapılacak olan yeniliklerle ya da rakipleri geride bırakacak tipteki satış anlaşmalarıyla ya da yeni teknolojilerden yararlanmak için uzluk belgeleri veya lisanslar satın almaktır. Rekabet üstünlüğü ya da Rekabetçi üstünlük olarak da adlandırılır.

rekabetçi pozisyonlama [competitive positioning] Pazarlamada bir markanın rakiplerine göre konumunu içerir. Ürünün, rakibin ürünlerinin birinden daha üstün ya da farklı olduğu ileri sürülür. Avis, kendisini “daha çok gayret gösteren” (burada rakibi Hertz’i ima ediyor) şirket olarak tanıtıyor; 7 Up, kendisine “Uncola” (kola olmayan içecek) adını veriyor.

rekabetüstü [surpetition] Edward De Bono “Rekabetüstü” adlı kitabında şöyle diyor: “Rekabet aynı yarışta koşmayı seçmek demektir. Rekabetüstünde ise rakipler, kendi yarışlarını kendileri seçerler.” Hemen arkasından da şunları ekliyor: “Ayakta kalabilmek için rekabete ihtiyacınız vardır, ama başarı kazanabilmek için rekabetüstü olmanız gerekir.”

reklam analizi [advertisement analysis] Reklam tasarımı yapılmadan önce, reklam ajanslarının, piyasa araştırma şirketlerine yaptırdığı, kamu yoklamasıdır. Reklam veren firmanın, şimdiye kadar toplumda edindiği yeri ve müşterilerini tanıma anlamında, üretilen ürün ve hizmetin, toplum tarafından tanınma, kullanılma, satın alınma ölçümlerinin yapılması için kullanılan ölçüler sistemidir. En önemlisi de, hedef kitlenin ekonomik yönelimlerini, gelecek özlemlerini, günlük eğilimlerini, etkilendikleri noktaları, öngörülerini araştıran yöntemlerdir.

reklam araştırması [advertising research] Reklamla ilgili olarak yapılan araştırmaları üç grupta toplayabiliriz. Bunlar reklam metninin ve içeriğinin belirlenmesi, reklam araçlarının medyanın seçimi ve reklam etkinliğinin ölçülmesidir. Bir ürünün ya da hizmetin pazarlanabilir özelliklerini keşfetme çalışması satın alma potansiyeli olan bir hizmet ya da ürünü değerlendirmek için yapılan piyasa araştırması. Reklamın kullanılmadan önceki potansiyel başarısı ve kullanıldıktan sonraki gerçek başarısının ölçümü. Pazar araştırmaları, medya planlama teknikleri, psikografik testler, yeni promosyon kanalları, etki araştırmaları, posttestler, konumlandırma stratejileriyle mümkün olan maksimum etkiyi her geçen gün daha da fazla yakalamaktadır.

reklam bildirisi [advertising edict] Reklamın bildiri olması durumunu şu şekilde ifade edebiliriz: Reklamın bir çıkış kaynağı (piyasaya sürülen ve övülen ürünün ait olduğu firma), bir alış noktası (halk) ve bir aktarım kanalı (yani reklam iletme aracı denilen şey) vardır. Her bildiri, bir gösteren ve bir gösterilenin birleşmesinden meydana gelir; reklamlar da iki ayrı bildiriden teşkil olur.

reklam etkililik araştırması [advertising effectiveness research] Reklam kampanyasının sonucunu etkililik temelli araştıran araştırmalardır. Bu araştırmaların başlıca iki amacı vardır: Birincisi reklam konsept ya da materyallerini yayın öncesi test ederek reklamın ne derece başarılı olacağını tespit etmek. Burada amaç mümkün olan en başarılı yani en ikna edici reklam kampanyasını hedef kitleye sunmaktır. İkincisi ise reklamın yayın sonrası ne derece etkin ve başarılı olduğunu tespit etmektir. Burada ise amaç, reklam yayınlandıktan sonra ya da yayınlandığı süre boyunca öngörülen başarıyı yakalayıp yakalamadığını takip etmek ve gerekiyorsa revizyon ihtiyaçlarını belirlemektir. Reklam Etkinlik Çalışmaları gerek kalitatif gerekse kantitatif araştırma teknikleri ile gerçekleştirilebilir. Kalitatif reklam testlerinde genelde grup tartışmaları ve derinlemesine mülakat yöntemleri uygulanırken, kantitatif Reklam Etkinlik Çalışmalarında pre-test, post-test, Adtrack gibi model ve yöntemler uygulanabilir.

reklam evreleri [advertising spiral] Pazarlamadaki ürün evresi karmasının reklama uyarlanması sürecini ifade eden terim. Başlangıçtan itibaren reklamlarını yaşam sürecini gösteren reklam döngüsünü ifade eder. “Başlangıç aşaması”, “rekabetçi aşama”, “elde tutma aşaması” ve “düşüş aşamasından” bahsedilir.

reklam etkisi [advertising effects] Algılanabilen sürecin altında gerçekleşen bu etki, mesaj tekrarlarıyla belirgin bir konuma gelir ve süreç içinde satın alma davranışını oluşturur. Bu anlamda pazarlama iletişimi kapsamındaki iletilerin etkisi “süreçte oluşan, tüketiciyle aktif işbirliği içinde olan, yoğun çabaya dayalı” bir yapıdadır.

reklam kirliliği [commercial clutter] Reklam fazlalığından kaynaklanan, algılanmayı zorlaştıran, izleyici için de rahatsız edici ölçüdeki reklamlardır. Gürültü ya da Ticari gürültü olarak da adlandırılır.

reklam kodları [advertising codes] Her sektör gibi reklamcılıkta da söz konusu olan reklam kodları etrafında şekillendirilmiş ilkeler bütünü.

reklam kampanyası [advertising campaign] Bir ürünü pazarlamak için düzenlenen, zamana yayılmış, çeşitli araç-gerek kullanılarak ve bir sistematik plan ve yönetim ile yapılan ve amacı tüketiciyi özendirmek olan belli sürelerde düzenlenen indirimli veya taksitli satış da içerebilen bir dizi çalışma. Reklamın başarısı ürün ya da hizmetin alıcısının çoğalmasıyla, bir başka deyişle satılmasıyla ölçülür. Bu da gerçek bir satıcı gibi düşünmeyi ve ona göre hareket etmeyi gerektirir. Medya, reklamın yapılması için bir yere ihtiyaç duyulan alanı sağlar. TV, radyo, İnternet, sinema, basılı mecralar, outdoor denilen açık hava panoları ve diğer ilan yerleri medya kapsamı içinde bulunur.

reklam metni [advertising text / copy] Ticari ya da promosyon amaçlı eşit paylarla yazılmış reklam. Yaratıcı çalışmada sözcüklerin ve görüntülerin oluşturulması çalışmaları reklam metni ile belirlenir. Reklam metni mesajın hem yazılı hem de sözlü öğelerini içerir. Buna göre metin, yalnızca başlıklar, alt başlıklar, resim altları ve sloganlardan oluşan bir bütün olmayıp aynı zamanda resimler, markalar, çerçeveler, semboller, logolar ve diğer görsel görüntüleriyle radyo ve TV’de olduğu gibi ses ve müzik etmenlerinin hareketliliğini içeren bir bütün olarak algılanmalıdır. Reklam metinleri; mesajların açık bir biçimde algılanabilmesi, reklamdaki görselin anlamlandırılabilmesi konusunda asli işlevler yüklenmektedir. Metinlerde çok gelişmiş sözcük dağarcıkları kullanılabileceği gibi, hedef kitle profiline uygun kelimelerin seçilmesi ve bunların yaratıcılıkla harmanlanması da esastır. Reklamlarda kullanılacak metinler belirlenirken farklı değişkenler göz önünde bulundurularak seçimler yapılır. Reklamı yapılan ürün ya da hizmetin özellikleri, hedef kitleye sunduğu yararlar, hedef kitlenin ekonomik düzeyi, yaşam biçimi ve eğilimleri, alışkanlıkları, reklamda kullanılacak sözel metinlerin içeriğini ve üslubunu belirlemektedir. Reklamlarda sözlü metinler, slogan ve ana metin olmak üzere iki ana bölümde toplanır.

reklam ortamı [advertising media] Reklam mesajlarını ileten yazılı ve elektronik medya. Reklamın aracı, kullanıldığı mecrayı ifade etmekle beraber, mecralarda kullanılan malzemeleri de bir noktada ifade eder. Örneğin; TV, sinema, radyo, gazete, dergi, postalama, duran (billboard, pano) ve gezici vb. reklam vasıtalarıdır. TV hem bir kitle iletişim aracıdır, aslında doğrudan kitle iletişim aracıdır. Fakat reklam tarafından kullanıldığı için, reklam aracı olarak ta karşımıza çıkar. Bu duruma göre reklamcılık araçları; TV, radyo, sinema, internet görsel-işitsel-algısal reklam tasarımlarının gösterildiği araçlar olmaktadırlar. Aynı şekilde; gazete, dergi, el ilanları, insertler, kataloglar, broşürler de görsel-algısal reklam tasarımlarının, basılması sonucu kullanılan reklam araçları olmaktadırlar. Reklam medyası olarak da adlandırılır.

reklam oyun [advergaming] Advergame web ya da kolay dağıtılabilen medyalar için hazırlanan, “reklam amaçlı” bilgisayar oyunlarıdır. Oyun içine marka imajını kuvvetlendiren mesajların yerleştirildiği yepyeni bir pazarlama biçimidir. Advergame bir marka ya da şirket için oyunun kendisi içinde pazarlama içeren bir video oyunudur. Ürün, marka veya organizasyonla ilgili, mobil oyun gibi video oyunlarının içerisinde yapılan reklam uygulamasıdır.

reklam öncesi ve sonrası araştırmalar [pre and post advertising research] Reklam öğelerinin ölçülmesi adına yapılan araştırmalardır. Reklam testlerinde tüketiciler dikkatlerini test edilen reklama odakladıkları için gerçek hayatta asla fark edemeyecekleri ayrıntılar üzerine fikir beyan etmeye başlarlar. Bu araştırmalarda sorulan sorular “öğretici etki” yaratır.

reklam özeti [advertising brief] Marka iletişim çalışmalarında marka yönetiminin ajanslara sunduğu; pazar, rekabet, hedef kitle, iletişim problemi, iletişim tonları gibi bilgileri de içeren bir ön bilgi dokümanıdır.

reklam portföyü [guard book] Reklam ajansının, reklam veren için hazırlayıp yayımlattığı tüm basın reklamlarından örnekleri içinde topladığı defter.

reklam primi [advertising incentive] Genellikle mecralar tarafından reklam vereni reklam vermeye yönlendiren satış teşvikleridir. Reklam verenin yer satın alabilmek için mecraya uyguladığı prim sitemi, takas sitemi.

reklam programı [commercial program] TV programlarında, nadiren de radyo programcılığında yayın ve yapım giderlerinin tümünün sponsor firma tarafından karşılandığı programlardır.

reklam promosyonları [advertising specialty] Çizgi altı reklamın kapsamına giren her türlü hediyelik eşya türünü kapsar. Çoğunlukla reklam alanı olarak kullanılır. Reklam ajansının logo uygulamaları ile gerçekleştirdiği portföy ve diğer eşantiyonlar.

reklam stratejisi [advertising strategy] Araştırma yöneticilik konsepti ve kullanımı medya seçimi ve kullanımı ile pazarlamayı da içeren bir reklam kampanyasının planlanması ve yönetilmesi. Ürün ya da hizmetin pazardaki başarısına dair gerekliliklerine cevap veren, tasarlanmış, planlanmış bir süreçtir.

reklam tasarımcısı [advertising designer] Tasarımı yapan kişi. Reklamda kullanılacak öğelerin nasıl yerleştirileceğine karar verirken, reklamın bütününü oluşturan görüntünün estetik ve işlevsel olması kadar, reklamın amaç ve hedeflerini de gözetir. Bir reklam mesajının ekonomik, açık, estetik ve çarpıcı yollarla iletilmesi, grafik iletişimin asli amacıdır. Grafik iletişimin ekonomik olması demek; görsel imgenin mümkün olduğunca etkili kullanılarak reklama ilişkin bir bilgi ya da duygunun en etkili biçimde aktarılması anlamına gelir. Reklamın genel görünüşü de, görüntü kavramına girer ki, yazıların düzeni, başlığın, sloganın, metnin yerleştirilişi, boşlukların ve lekelerin ayarlanması gibi şeyler de reklam tasarımına dâhildir. Reklamın genel görünüşü, reklamcılıkta layout (taslak) olarak adlandırılır.

reklam tasarımı [advertising design] Reklam amaçlarını maksimumda gerçekleştirmek için okunan ve izlenen görüntülerin belli bir mantık silsilesi dâhilindeki tasarımıdır. Hangi grafik öğelerin kullanılacağı ve verilen alanda onların nasıl düzenleneceğine karar vermeyi ifade eder. Reklam tasarımı, tasarımın amacı doğrultusunda; illüstrasyon, fotoğraf, resim gibi görseller yanında, metin, başlık, slogan, logo gibi diğer öğelerin tanımlı ve sınırlı bir boşluk içinde anlamlı bir bütün haline getirilmesidir.

reklam üretimi [advertising production] Başlık, metin, görüntü, slogan, logo gibi tüm reklam unsurlarının, düzenleme (layout), film senaryosunu hazırlama ve çekme, seslendirme gibi prodüksiyon süreçlerinin tümüdür.

reklam veren [advertiser] Reklamın verilmesi için ödemeyi yapan kişi ya da kurum. Belirli bir tanıtım bütçesine sahip; ürün, marka ya da hizmetinin son tüketicisine (bazı durumlarda dağıtım kanalı üyelerine/toptancı gibi) yönelik iletişim çalışması olarak reklamını süreklilik içinde yaptıran kurumlardır. Markanın sahibidir. Markası için yapacağı internet kampanyasına Kreatif Web Ajansı ile birlikte karar verir. Kampanya takvimine bütçesine karar verir.

reklam verimliliği [advertising efficiency] Bir reklamın bütçesine oranla ulaştığı kitle üzerinden rantabilitesi. Reklam etkinliği meselesinde ölçülür.

reklam yaklaşımı [advertising approach] Reklamda ürünü sattırabilecek özelliğinin vurgulanması, ön plana çıkarılması şeklinde gerçekleştirilen reklam yaklaşımıdır. Duygusal, ucuz, eğlenceli reklam yaklaşımları buna örnektir.

reklama maruz kalanlar [tonnage] Reklamın hedef kitlesi içinde bulunması özelliği aranmaksızın, reklamla karşılaşanların toplamı. Reklamın hedef kitlesi içinde bulunan tüketicilerin olabildiğince geniş bir kesimine ulaşmak amacıyla oluşturulmuş medya planı.

reklamcılık [advertising] Halkın dikkatini ürün ya da hizmetin verimliliğine uygunluğuna çekme süreci. Ticaretteki amaçları karşılama maksadıyla reklamları kullanma süreci. Reklamları ortaya çıkartma amacına ulaştırma işi ya da mesleği. Daha geniş anlamıyla reklam işi. Reklamcılık aynı zamanda temelde dil ve imajlar (görseller) arasındaki ilişkidir. Reklamlarda kelimeler imajlara bağlanmıştır. Sözel ve görsel unsurlar reklamlara bakan ve onu okuyanların duygularını ve inançlarını harekete geçiren belirtenler (imleyenler) olarak işlev görürler. Burada anlamı sağlayan esas faktör, reklam imajının kendisidir.

reklamcılık ağları [advertising network] Afilasyon ajanslarında birçok ajansın bir araya gelerek bir network oluşturması işlemi. Aynı anda olan yayınlar için genellikle birbirine bağlı kurumlar tarafından yapılan reklam yayının büyük bölümünü kapsayan radyo ve TV programlarına dağıtılan ulusal ya da bölgesel organizasyon. Ajans kümesi veya ajans grupları olarak da nitelendirilen, özellikle uluslararası pazarlarda iş yapan ajansların bir araya getirilerek oluşturulan reklam ağlarıdır.

renk [colour] Tasarıma bakanlar üzerinde farklı psikolojik etkileri olan renkler, bir tasarımın taşıyıcı unsurudur. Renkler, ışıkla birlikte var olurlar ve izleyen üzerinde değişik etkiler yaratırlar. Renkleri de çizgi ve tonla birleştirirsek, anlam iletici unsurlar olarak bu üçü, kişisel ve genellenebilir duyguların ifadesi olurlar. Renk ışıktır. Işık olmazsa renk de olmaz. Işık çok olursa renk açık olur, az olursa koyu olur. Renk, ışıkla birlikte var olan ve izleyen üzerinde değişik etkiler uyandıran unsurlardır. Bunların bir bolümü kişisel, bir bölümü ise genellenebilir duygulardır.

renk çubuğu [colour bar] Bir rengin en açık ton değerinden en koyu ton değerine götürülürken meydana gelen renk valörüne ton çubuğu denir. Açıktan koyuya derecelendirilen griler skalası, olarak da tanımlanabilir. Munsell sistemi, renk kalitelerinin tonlarının tayinini gösteren merdiveni ve ara ölçülerini belirtir. Munsell beyaz ile siyah arasında olan renk tonlarını (koyuluk ve açıklıklarını) değerlendirmek için “ölçey” denen “ton çubuğu”nu kullanır.

renk filtresi [colour filter] Üretilen lambaların özelliklerine göre sabit renk ısılarında ışık verdiklerini biliyorsunuz. Işığın rengini doğada bulunan diğer renklere dönüştürmek amacıyla renk filtreleri üretilmiştir. Özellikle çalışacağımız ortamın veya bir bölümünün rengini değiştirerek çeşitli efektler yapabiliriz. Hayal dünyaları yaratarak, insanların doğada görmediği suni ortamlarda çalışabiliriz. Konser çalışmalarını görsel gösterilere dönüştürerek müziğe vurgu katıp canlılık kazandırabiliriz.

renk görüntüleme [colour cast] Bir renk tonunu (doygunluğu ve parlaklık sağlam tutarak) bir resim olarak görüntüleme.

renk görünürlüğü [colour legibility] Basımcılık literatürüne göre renklerin birbirinin üstüne basıldığı durumlarda renklerin birbirine kontrast olması gerektiğini ifade eden terim.

renk yönetimi [colour management] Monitörün görünen renk sayısı, basılabilecek renk sayısından fazladır. Ayrıca diğer cihazların renk sistemi de birbirinden farklılıklar gösterebilir. Kameralar, tarayıcılar ve monitörler RGB renk prensibiyle görüntü oluştururken, yazıcılar ve baskı makineleri CMYK prensibiyle görüntü oluşturabilirler. Renklerin cihazdan cihaza geçişi esnasında değişmemesi, başlangıç ve sonucun aynı olmasına renk yönetimi denir.

retro pazarlama [retro marketing] Nostaljinin ya da geçmişin bir pazarlama unsuru olarak kullanılması, pazarlama yazınına da retro pazarlama tabiriyle dâhil olmuştur. Stephen Brown, ‘Retro pazarlama’ adlı kitabında, retro tarzı, güncel dönemin önemli bir unsuru olarak nitelendirip, onu, tarzın birleşimi, karışımı ve karşılaştırılması, geçmişin parçalarının bir araya getirilmesi veya geçmişten unsurların bugün kullanılması olarak tanımlar.

 

Prof. Dr. Uğur Batı - Eğitmen/Yazar



 Yorumlar 


Benzer Videolar
E-Ticaret Süreçlerinin Yönetimi Nasıl Olmalıdır?
Teşvik ve Hibe Nedir?
Ekonomi Üzerine - Küresel Ticaret Yeniden Canlanacak mı?
Leasing
Vergi Suçları ve Cezaları
Sözleşmeler


Benzer Makaleler
Yeni Bir Segment ve Pazarlama Türü: Gençlik Pazarlaması
Evden Çalışmada Verimliliğin Artırılması
Kendi İşini Kendin Yap
OPEC'de Uzlaşı ve Petrol Savaşı
Bir Marka Aynı Zamanda Provokatör Olmalı
Reklam Marka Pazarlama Terimleri Sözlüğü (U-Ü)