Reklam Marka Pazarlama Terimleri Sözlüğü (Ö-P)

2 Kasım 2018 Cuma 08:00
382
Okunma
0
Beğenme

Reklam Marka Pazarlama Terimleri Sözlüğü (Ö-P)

 

Ö

ön test [pre-test] Bu çalışmalarının amacı reklam kavramının ya da materyalinin (storyboard, animatik, bitmiş film vs.) hedef kitle ile buluşmadan önce elde edeceği başarı derecesinin ölçümlendirilmesi ve gerekiyorsa kavram ya da reklamın revize edilmesidir. Amaç, en optimum reklam ile hedef kitleye ulaşmaktır. Optimum reklamın yayın öncesi elde edilmesi çok önemli bir unsurdur çünkü reklam yayına girdikten sonra geri dönüşü zor ve maliyetli bir aşamaya geçilmiş olacaktır.

ön test araştırmaları [pretest research] Özellikle reklamcılıkta sıklıkla gördüğümüz ön araştırmalardır. Bunların amacı reklam kavramının ya da materyalinin (storyboard, animatik, bitmiş film vs.) hedef kitle ile buluşmadan önce elde edeceği başarı derecesinin ölçülendirilmesi ve gerekiyorsa kavram ya da reklamın revize edilmesidir. Amaç, en optimum reklam ile hedef kitleye ulaşmaktır. Optimum reklamın yayın öncesi elde edilmesi çok önemli bir unsurdur çünkü reklam yayına girdikten sonra geri dönüşü zor ve maliyetli bir aşamaya geçilmiş olacaktır.

öncelik düzeyi [salience] Yapılan bir ankete katılanların araştırma konusu bir markayı ne denli çabuk akla getirdiklerinin ölçüsü. Bu, marka bilinirliğine ilişkin sorularda kaç kişinin onu “ilk akla gelen marka” olarak belirttiği ile ölçülür. Reklam etkisi ayrıca alternatiflerin seçilmesi ve alternatiflerin belirlenmesi gibi iki temel zihinsel sürece dayanır. Yani bir ürün ilk önce tüketici zihninde alternatifler arasına girer ve daha sonra alternatiflerin arasından seçilmek için çabalar. Tüketicinin o ürüne ilgisi, algıda seçicilik, ihtiyaç ve takip düzeyi, etki sürecindeki diğer basamaklardır. İlgi/öncelik düzeyi bir reklam verenin markasını başarıya ulaştırmak için izlediği yollardan biridir.

öz marka [private label] Üretici firmanın kendi markaları dışında zincir mağazalar, toptancılar veya başka kuruluşlar için ürettikleri ürünler.

özel marka [private brand / own brand/label] Satış noktasına özel marka, bayi markası. Tanınmış bir markanın bir kategoride ürün üreterek marka ismini bu ürüne vermesi. Üretici firmanın kendi markaları dışında zincir mağazalar, toptancılar veya başka kuruluşlar için ürettikleri ürünler. Perakendecinin ürün geliştirmeden, ürünün depolanmasına ve pazarlanmasına kadar tüm sorumluluğu üstlendiği özel markalar. Perakendeciler tarafından üretilen ya da ürettirilen, perakendecinin satış noktalarında kendi adı ya da kendi markasıyla satılan tüketim malları olarak tanımlanmaktadır.

özel olay [special event] Ürünün pazarlama amaçlarına hizmet etmek için kültürel ya da mevsimsel bir etkinlik (konser, spor karşılaşması, bayram, kutlama vb.) çevresinde geliştirilen olay (örneğin, kitap imzalama günü, defile, sergi, fuar, yarışma, geçit töreni, konferans vb.).

özel reklamlar [specialty advertising] Kitlesel reklam araçlarında değil; kalem, takvim, çakmak, küllük, saat, bardak, araba camı etiketi gibi, armağan olarak dağıtılan eşyalarda yer alan marka adı ve reklamlar. Ayrıca, “standart olmayan reklamlar” olarak da adlandırılır. Bu reklamların üstünde yer aldığı eşyalara ise “reklamlık eşya” adı verilir.

 

P

paket [package] Bir ürünün tek bir parçasının dış görünüşü.

paket, isim ve ambalaj testleri [package and brand name test] Marka isminin logosunun ve ambalajının tüketici algılayışında tetikleyici bir özelliğinin olması gerekir. Yani tüketicide duygusal ve rasyonel olarak ürün, marka ve ürünü üreten firma bütünü, ürünün kalitesi, ürünün hangi ihtiyacı karşılayacağı, ürünün kullanım kolaylığı gibi algıya dayalı sayısız imaj, imge ve çağrışım oluşturmalıdır.

paketleme ve marka adı araştırmaları [package and brand name research] Markalama ve ambalajlama stratejisi dahilinde tüketicilerin davranışlarını sorgulayan araştırmalardır. Bu araştırmalara göre tüketicilerin satın alma kararlarını bir takım rasyonel ve duygusal düşüncelere dayalı olarak verdikleri düşünülür. Benzer şekilde ürünü içinde markayı da üstünde taşıyacak ambalaj, ürün ve marka ile yaratılmak istenen etkiyi destekler nitelikte olmalıdır. Ambalaj, grafik tasarım, renk, boyut, satın almaya ikna etme, ürün ve marka imajına katkı, kullanım pratikliği, ayırt edicilik gibi kriterler açısından tüketici nezdinde test edilmesi gerekir. Bu araştırmalar da işte bu işe yarar.

paketlenmiş ürün [package good] İmalatçı tarafından sarılmış bir ürün, özellikle paketlenmiş meyve gibi geniş çapta kullanılan ve sıklıkla tüketilen küçük bir nesne.

paylaşımcı pazarlama programı [affiliate marketing program] İnternette reklam veren ve mecra sahiplerinin anlaşmasına ve bunun üzerine alacakları komisyona bağlı olan bir pazarlama programıdır. Burada belli performans değerleri vardır. Çoğu zaman tıklanma sayısıdır bu değerler. İzlenim ve toplam kayıt da değerlendirme ölçütü olabilir.

pazar [market] Pazar; “alıcı ile satıcının karşılaştığı yer”, “herhangi bir malın fiyatını belirleyen şartlar”, “bir mal veya hizmete olan talep”tir. “Herhangi bir malın fiyatını belirleyen şartlar”, “bir mal veya hizmete olan talep” anlamlarında kullanılmaktadır, işletmelerin pazarlama fonksiyonu açısından daha çok son anlamda ele alınır. Tüketicinin satın olma arzusu ve gücü vardır.

paydaşlar [partners] Yakın ve uzak paydaşlar olarak sınıflandırılabilir. Yakın paydaşlar, kişiyi yakından etkileyen kişilerden oluşur. Bunlar kişinin aile üyeleri, diğer yakın akrabaları, yakın arkadaşları, iş yerindeki üstleri, yakın çalışma arkadaşları gibi kişileri ifade eder. Uzak paydaşlar, kişinin yakın çevresinde olmamakla birlikte onun davranışlarından etkilenen ve etkileyen kişilerden oluşan çevredir.

pazar alanı potansiyeli [market area potential] İşletmeler en iyi bölgeyi seçmek ve bu bölgeler arasında pazarlama bütçelerini optimal olarak tahsis etme sorunuyla karşı karşıya kalırlar. Bu yüzden onların farklı şehirler ve milletlerin pazar potansiyellerini tahmin etmeye gereksinim vardır. Pazar alanı potansiyelini değerlendirmede iki önemli yöntem bulunmaktadır. Bunlar esas olarak, örgütsel pazarda kullanılan “pazar geliştirme” yöntemi ve özellikle tüketim pazarında kullanılan “ çok faktörlü” indeksidir.

pazar bölümleme [marketing segmentation] Heterojen bir pazarı benzer ihtiyaçlar ve isteklere göre homojen kısımlara ayırmak, bölümlemek. Başlangıçta temel alan, rakiplere karşı işletmenin güçlü yönlerini ortaya çıkaran ve işletmenin kaynaklarını verimli kullanmayı hedefleyen analitik bir süreç olarak tanımlamak mümkündür. Pazar küçük kesimlere ayrılır, bu sayede hedef tüketici daha iyi tanımlanır, o gruplara yönelik ürünler geliştirilir ve pazarlama programları hazırlanır. Pazarı oluşturan tüketicilerin nispeten benzer özelliklere sahip, dolayısıyla benzer mal ve hizmetlere ihtiyaç duyan birtakım gruplara ayrılmasıdır. Pazarı daha küçük kesimlere ayırma. Pazar bölümleme, heterojen bir bütün pazarın, nispeten benzer ürünlere ihtiyaç duyan tüketici gruplarına, bölümlere ayrılması işlemidir. Heterojen büyük pazar benzer gereksinimleri olan homojen alt gruplara ayrılır. Bu sayede pazarı, hedef tüketiciyi daha iyi tanımlar, o gruplara yönelik ürünler geliştirir ve pazarlama programları hazırlarız.

pazar çekiciliği [market attractiveness] Bir markanın pazar büyüklüğü ve hayat döngüsü evresi gibi pazar faktörlerine, teknolojik, rekabet, tüketici ve ekonomik faktörler gibi unsurlarla değerlendirilmesi.

pazar çeşitlendirme [market diversification] Bir organizasyonun mevcut ürün, hizmet ve pazarlarından farklı bir pazarda hareket etmesi, yeni pazarlara girmesine dayanan büyüme stratejisi.

pazar geliştirme [market development] Üreticinin mevcut ürünleri için yeni pazarlar veya tüketici grupları bulma yoluyla rakibe bulaşmadan satışlarını artırma çabaları. pazar payını, ürünlerinin kullanım alanlarını geliştirmek, tüketici talebini geliştirmeyi hedeflemektir. Şimdiki ürünlerin yeni pazarlara sunularak satışına devam edilir. Yeni pazarlar, yeni kanallar ve coğrafi genişleme olarak üç tür pazar geliştirme söz konusudur. Pazar geliştirme daha çok dağıtım ve pazarlama bilgi ve becerilerine dayandırılır.

pazar hedefleme [market targeting] Tüketici gruplarının oluşturduğu her bölüm veya segmentin ticari açıdan değerlendirilerek, çekici (cazip) görünen bir veya daha fazla bölümün girilecek hedef pazar olarak seçilmesidir.

pazar kapsama stratejisi [market coverage strategies] Pazarın tanımlı, belirlenen alanına odaklanmayı amaç edinen, tüm ürünleri tek bir pazara sunmayı öngören pazar uzmanlaşması, çeşitli pazar bölümlerine farklı ürünler sunmayı öngören, Yeniliklerin pazarda ve pazar dışı kanallarda yayılma biçimidir.

pazar kategori modeli [market category model] Pazar payı yükselmesi hedeflenen herhangi bir pazar ya da pazar segmentidir.

pazar kolaylığı [market affinity] Hedef kitlenin benzer ürün kategorileri arasında zihinlerinde kurdukları yakınlık. Birlikte tüketebilirler.

pazar konsantrasyonu [market concentration] Bir pazarda gerçekleştirilen üretimin veya satışların çok az sayıdaki kurum tarafından yapıldığı ağırlıklı kısmı. Pazarın pastasının en fazla beş marka tarafından paylaşılması durumuna da pazar yoğunlaşması denilir.

pazar konumlandırma [market positioning] Hedef tüketicilerin zihninde rakip markalara göre belirgin, farklı ve arzu edilir bir yer edinilmesidir ki, buna göre pazarlama karmasının oluşturulması yoluna gidilecektir.

pazar kristalleşmesi [market crystallization] Çok bilinmeyen pazarlarda tüketici gereksinimlerini tam olarak ortaya çıkarabilmek amacıyla ve ihtiyaçlarının belirginleştirilmesi için çaba harcanan bir pazar geliştirme evresi.

pazar malı [market product] Markasız, taklit ya da markalı ucuz ürünleri ifade eder.

pazar meydan okuyucusu [market challenger] Pazar liderini takiben en yüksek pazar payına sahip markanın pazar payını arttırmaya yönelik çalışması.

pazar olarak devlet [state as a market] Dünyanın hemen her yerinde devletler çok büyük tutarlarda ürün ve hizmetlerin satın alıcısı konumundadırlar.

pazar önceliği [preempt] Pazarda öncelik elde etmek. Yeni bir rakip ürüne karşı veya mevcut rakibin beklenen bir hareketine karşı önceden tedbir alarak boş alan bırakmama veya önünü kesme çabası. Çoğu zaman aynı tüketici vaadini sunan benzer bir ürün çıkarma şeklinde olur.

pazar öngörüleri [market forecasting] Pazar talebi, pazar tahmini olarak adlandırılır. Pazar öngörüleri, beklenen pazar talebini gösterir, maksimum pazar talebini yansıtmaz. Maksimum pazar talebi ise, daha önce ifade edildiği gibi pazar potansiyeli olarak adlandırılır. Buna göre pazar talep düzeyini, “çok yüksek” düzeydeki pazarlama harcamalarının sonucu olarak görebiliriz.

pazar payı büyüme matrisi [target market matrix] Her SİB’den sağlanan kâr ve elde edilen nakdin mamulün pazar payı ile ilgili olduğu ve ilke olarak yüksek kâr oranının yüksek pazar payına bağlı olduğu kabul edilir.

pazar payı segmenti [share of segment] Pazar payının segment bazında (%) ifadesi. Sadece belli bir segmentte başarılıysak yönetim kurulunun gözünü boyamak için kullanılır. Aksi halde tek başına fazla anlamlı değildir.

pazar potansiyeli [market potential] Ürün ya da hizmetin pazardaki potansiyelinin satış ya da pazar payı olarak yüksek olması durumu. Bir marka tarafından tanımlı bir pazarda beklenebilir en yüksek satış hacmi. Bir işletmenin belirli bir zaman diliminde belirli bir mamulden satabileceği miktar.

pazar potansiyeli araştırması [market potential research] Yeni bir ürünün pazara sürülüp sürülmemesi gerektiği konusunda yapılan araştırmalardır. Pazar potansiyeli araştırmaları işletmenin birden çok mal üretip pazarlaması durumunda hangisinin en yüksek satış potansiyeline sahip olduğunu da ortaya çıkarır.

pazar profili [market profile] Bir pazarın kapasite, demografik, ekonomik, sosyolojik ve psikografik tüm özelliklerine göre tanımlanmış halidir. Pazarı kapsayacak tüketicilerin gelirleri, demografik özellikleri ve yaşam tarzları gibi pazarın genel yapısı gibi genel bilgilerin bütünüdür.

pazar rakibi [market challenger] Meydan okuyan rakip olup, genelde pazar liderine saldırandır.

pazar selesi analizi [market basket analysis] Ürünlerin diğer ürün alımlarını da teşvik edici düzeyde olması ve bu şekilde ürünlerin belli bir kümede satılması.

pazar selesi fiyatlandırması [market basket pricing] Fiyatlamaların diğer ürünleri de teşvik edici düzeyde olması ve bu şekilde ürünlerin belli bir kümede satılması.

pazar seviyesi üstü fiyatlandırma [above the market pricing] Ürün veya hizmetin benzeşik malların üzerinde fiyatlandırarak satılması stratejisidir. Pazarlamada fiyat karmasını belirlerken, ilgili ürünün özellikle pazar üstü fiyatta satılmasının gerçekleştirilmesi.

pazar takipçisi [market follower] Daima pazar liderini takip eden, ürün gelişimi, satış anlamında izleyici olan diğer marka.

pazar teklifi [market offering] Arzu veya gerek tatmin etmek üzere pazara sunulan ürün, hizmet, bilgi ve deneyim bileşimi.

pazar temelli satış örgütü [sales organization specialized by market] Pazar türlerinde uzmanlaşmış, tüketici tanıyan, şirket içinde istihdam edilmiş bir tür uzmanlaşmış satış örgütü.

pazar testleri [market test] Yeni ürün penetrasyonunda pazarın küçük bir kesimine bir test yapılması. Pazar testleri, bir ürünün, fiyat, kalite, tutundurma ve dağıtım gibi konulara ilişkin olarak tüketici tepkilerini ve satınalma durumunu ölçmek amacıyla bir veya daha çok yerde satışa sunulmasıdır.

pazar uygunluğu [market fit] Ürün ya da hizmetin üreticinin elindeki pazarın ihtiyaçlarının karşılama oranını ifade eden kavramdır.

pazar yapısı [market structure] Pazarda yer alan alıcı ve satıcıların sayıları, büyüklükleri ile ilgili yapısal konular. İşletmelerin davranışını etkileyen ve belirleyen pazar veya piyasanın özellikleri “pazarın yapısı”nı oluşturur. Pazarın yapısını belirleyen özellikler; pazardaki firma sayısı, rekabet durumu ve pazara giriş zorluk derecesidir.

pazar yayılması [market coverage] Tekelden dağıtım, yoğun dağıtım ve seçimli dağıtım unsurlarını içeren yayılma durumu.

pazar yönelimli sanayi [market oriented industry] Ulaşım ve kanal maliyetlerini düşürmek için pazara yakın yerlerde kurulan sanayi.

pazar yönlülük kavramı [market oriented concept] Pazar yönlülük kısaca, modern pazarlama yaklaşımının sadece pazarlama bölümünde değil, tüm işletmede uygulanması olarak tanımlanabilir. Pazar yönlülük modern işletmecilik ve pazarlama anlayışının olmazsa olmazı, müşteri bilgisinin toplanması, yayılması ve fonksiyonlar arası koordinasyon faaliyetlerini bütünleştirerek; üstün müşteri değeri yaratmayı ve böylece rekabet üstünlüğü yakalamayı amaçlar.

pazara girme [access to market] Planlama neticesinde pazara girme durumunu ifade eden kavram.

pazara nüfuz etme fiyat politikası [penetration price policy] Esnek pazarlarda pazar payını süratli bir şekilde artırabilmek amacıyla giriş fiyatını düşük seviyede tutmak.

pazara nüfuz etme stratejileri [market penetration strategies] Pazarlama terimleri içinde, pazara girme, pazarda yer etme anlamında kullanılan bir terimdir. Mevcut mamullerle mevcut pazarlara daha iyi nüfuz etme veya pazara derinlemesine girme stratejisidir. Bir firmanın daha fazla sayıda insana hitap etmek için yeni pazar segmentlerine açılma yöntemidir. Bir ürün ya da hizmetin yeni pazarlara nüfuz etmesi, ürün ya da hizmetleri daha montanlı olarak mevcut müşterilere satarak büyümeyi amaçlayan stratejiler.

pazara saldırı [flanking] Eksik pazarlarda, sorunlu işletmelerin pazar payına sahip olduğu ortamlarda rakiplerin misilleme güçlerinin olmadığı coğrafi veya tüketici pazarlarını ele geçirme süreci.

pazara sürme [commercialization] Ürün ya da hizmetin sunum pazarlarında sınanmasının gerçekleştirilmesinden ve onay alınmasından sonra kitlesel üretiminin yapılması ve geniş kitlelere pazarlanması işlemi.

pazara yeni giriş [market rollout] Yeni bir pazara girme süreci, bir malın pazarda kazandığı pay olarak nitelendirilir. Bu anlamda ürünle ilgili farklılıklar yapılarak önceden pazarlandığı bir piyasaya sunulması işlemi olarak da değerlendirilebilir.

pazara yerleşme [market placement] Mevcut ürünlerin mevcut pazardaki payının genişletilmesi girişimleridir. Büyümesini tamamlamamış (doygunluğa ulaşmamış) pazarlarda ağırlık kazanmak amacıyla başvurulan bir yöntemdir. Doygunluğa erişmiş (büyümesi hız kesmiş) pazarlardaki rakipleri devre dışı bırakmak için de kullanılır.

pazarda yer edinme amaçlı [market positioning pricing] Pazar payı kazanmak amaçlı düşük fiyat.

pazarın büyüme potansiyeli [Market Expansion Potential (MEP)] Pazar araştırmalarında söz konusu edilen söz konusu pazarın genişleme potansiyelini anlatmaktadır.

pazarın cevabı [market response] Pazarlama iletişimi etkinlikleri sonucunda satış, pazar payı gibi kimi hedeflerin tutturulmasıdır.

pazarın kaymağını alma politikası [skimming price policy] Pazarda henüz rakip yokken, bir an önce satışla yatırımın geri döndürülmesi sürecidir.

pazarın kaymağını hedeflemek [market leader pricing] Başlangıçta pazara yüksek fiyatla girip zaman içinde fiyatı düşürerek pazara yayılmak.

pazarlama [marketing] Doğal kaynaklardan yararlanılarak üretilen ürün ve hizmetlerin en son tüketicinin eline geçene kadar gerçekleştirilen ürün / hizmet, fiyat, dağıtım ve tutundurma gibi faaliyetleri kapsayan mekanizmadır. Kişilerin ve örgütlerin amaçlarına uygun şekilde değişimi sağlamak üzere, ürünlerin, hizmetlerin ve düşüncelerin yaratılmasını, fiyatlandırılmasını, dağıtımını ve satış çabalarını planlama ve uygulama sürecidir.

pazarlama alanı [marketing area] Pazarın tanımlandığı alan.

pazarlama aracısı [marketing intermediary] Pazarlama mekanizması içinde yer alan tüm 3. parti şirketleri ifade eder.

pazarlama araştırması [marketing research] Belli bir ürün için talebi, hedef kitleyi ve diğer pazar değişkenlerini seçmek amacıyla yapılan, anketler, fokus gruplar, birebir mülakatlar, örneklemeler yardımıyla yapılan araştırma. Pazarlama araştırması, pazarlama konusunda herhangi bir problemin belirlenmesi ve belirlenen bu problemin çözülmesi amacına yönelik ve bilimsel yönteme uygun geçerli ve güvenilir bilgilerin toplanması, analiz edilmesi, yorumlanması ve gerekli önerilerde bulunulmasıdır. Pazar araştırmaları tüketiciden bilgi akışını sağlayıp pazarlama performansını, sorunlarını ve fırsatlarını belirlemede kullanılan yöntemdir. Pazarlama araştırması gerekli bilgileri belirler, araştırmanın nasıl yapılacağına dair planlamayı yapar ve programı düzenler, yöntemi seçer, metodu düzenler, verilerin toplanacağı ve eritileceği potaları belirginleştirir, süreçleri yönetir, uygular sonuçta elde edilen doneleri analiz eder, çıkan sonuçları yorumlar. Pazarlama problemlerinin teşhisi ve çözümü ile ilgili olarak karar vericiye yardımcı olmak amacıyla verilerin sistematik ve objektif olarak toplanması, analiz edilmesi ve değerlendirilmesidir.

pazarlama araştırması müdürü [marketing research manager] Karar verme aşamalarında; planlama, sorun çözme ve istihbarat konusunda görevli olan firma profesyoneli.

pazarlama avantajı [marketing advantage] Bir markanın pazarlama uygulamaları ve vizyonu sayesinde müşterilerin ihtiyaç ve isteklerinin daha net anlaması ve müşteri memnuniyetinin artırılması sonucunda ortaya çıkan rekabet gücü üstünlüğü.

Pazarlama Bilgi Sistemi (PBS) [Marketing Information Systems (MIS)] Pazarlama Bilgi Sistemi (PBS), pazarlama kararları için gerekli bilgilerin, işletme içi ve dışından elde edilerek, kullanıma hazır hale getirilmesi için oluşturulmuş bir yöntemdir. Pazarlama karar vericileri için gerekli olan bilgilerin toplanması, analiz edilmesi, değerlendirilmesi ve ilgili taraflara ulaştırılmasında insanlardan, araçlardan ve süreçlerden yararlanılmasıdır. Bir firmanın pazarlamaya yönelik karar verme durumunda ihtiyaç duyulan firma içi ve dışı bilgilerin elde edilmesini, toplanmasını ve değişimini sürekli kılmak şartıyla gerekli olan eleman ve ekipmanın organize edilmesidir.

pazarlama bütçesi yüzde yöntemi [percentage of marketing budget method] Bir ürün ya da hizmetin o yılki cirosunun toplamının pazarlama bütçesine oranı.

pazarlama denetimi [marketing audit] Denetim, geleneksel işleyişin iç kontrolünden sorumlu olabilmelidir. Çünkü pazarlama, işleyişi analizde ustaca teşhis edebilmelidir. Bir pazarlama denetiminin tasarlanması, temelde denetimin örgüt çalışmalarını değerlendirmesidir. Bir pazarlama denetim sistematiği, örgütün pazarlama durumunun sorgulanması konusunda fikir vermelidir.

pazarlama etiği [marketing ethics] Tüm pazarlama faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi aşamasında dürüstlük ve iyi niyet kurallarına göre hareket etme, ahlak ve toplum düzenini bozacak bir takım faaliyetlerden uzak durmak anlatılmaktadır.

pazarlama etkinliği [merchandising event] Genelde müşteri ile yüz yüze yapılan defile, sergi, ürün tanıtımı gibi gösterilerdir.

pazarlama faaliyeti [merchandising] Perakendecilikte ürün ya da ürün hatlarıyla ilgili stratejik yönetim sürecidir. Ürünün satış noktasındaki bulunurluğunu ve görünürlüğünü sağlamaya yönelik pazarlama çabalarının tümü.

pazarlama gidişatı [marketing conduct] Pazarlama karması değişkenleri ile ilgili kararlarının ve karar verme süreçlerinin değerlendirilmesi sonucu ulaşılan düzey.

pazarlama halkla ilişkileri [marketing public relations] Bilinçlenen tüketici, yoğun rekabet, marka saygınlığı ve doğru yerde, doğru zamanda, doğru kişiye pazarlama gibi nedenler halkla ilişkilerin pazarlama amaçlı stratejilere katkısını belirginleştirmiştir. Bu yönde gerçekleştirilen çabalardır.

pazarlama hataları [marketing errors] Fiyat, dağıtım, satış, ambalaj gibi sorunlardan kaynaklanan başarısızlıklardır.

pazarlama hizmetleri [marketing services] Promosyon çalışmalarını yönlendiren, pazarlama ile ilgili araştırmalar yapan gibi satış işlemi haricinde yapılan yan pazarlama faaliyetleri.

pazarlama hizmetleri departmanı [marketing services department] Özellikle çok markalı organizasyonlarda pazarlama faaliyetlerini düşük maliyetle daha etkin biçimde yapmakla görevli, özel teşkil edilmiş pazarlama bölümüdür.

pazarlama iletişimi [marketing communications] Pazarlama, kişisel ve örgütsel amaçlara ulaşmayı sağlayabilecek mübadeleleri gerçekleştirmek üzere malların, hizmetlerin ve fikirlerin geliştirilmesi, fiyatlandırılması, tutundurulması ve dağıtılmasına ilişkin planlama ve uygulama sürecidir.

pazarlama inovasyonu [marketing innovation] Ürün ve hizmetler pazara sunulmak amacıyla geliştirilir ve üretilir. Ürün ve hizmetlerin daha çok satılması için daha fazla sayıda müşteri çekebiliyor olması gerekir.

pazarlama istihbarat sistemi [marketing intelligence system] Bir firmanın pazarlamaya yönelik karar verme durumunda ihtiyaç duyulan firma içi ve dışı bilgilerin elde edilmesini, toplanmasını ve değişimini sürekli kılmak şartıyla gerekli olan eleman ve ekipmanın organize edilmesidir.

pazarlama kanalı [marketing channel] Pazarlamada dağıtım kanalları, bir ürün veya hizmetin üreticisinden tüketiciye ulaşana kadar izlediği süreç olmaktadır. Diğer bir tanımla, değişim değeri olan malların üretildiği yerden, tüketildiği yere kadar ulaştıran, bunun için çalışan, birbiriyle ilişki halinde olan kurum, kuruluşların oluşturduğu sistemdir. Dağıtım kanalları, firmalar yani üreticiler için oldukça önemli katkıları sağlamaktadır. Dağıtım kanallarıyla firmalar, pazar çevresi ve tüketici grupları hakkında bilgi sahibi olabilmekte ve aynı zamanda sunulan ürünler için tanıtım yapmalarına, tutundurma çalışmalarını yapmalarına olanak tanımaktadır. Ürün ve hizmetlerin duyurulması amacıyla kullanılan radyo, televizyon, elektronik posta, telefon, açık hava reklamları, internet gibi iletişim kanalları, ürün ve hizmetlerin tüketiciyle buluşturulması için kullanılan toptancı, perakendeci, distribütör, acente gibi dağıtım kanalları pazarlama kanalların oluştururlar. Mal ya da hizmetleri tüketici ya da işletmeler tarafından kullanılması ya da tüketimi için hazır hale getirilmesi sürecinde yer alan ve birbirine bağlı olan örgütler grubu. Bayiler, toptancılar, dağıtıcılar ve perakendecilerden oluşur.

pazarlama karar değişkenleri [marketing decision variables] Pazarlama sürecinde tüm pazarlama karar değişkenleri birlikte ele alınıp uygun kararlar verildiği ölçüde işletme başarısı sağlanabilecektir. Bu sayede tüketicinin istek ve ihtiyaçları karşılanarak yüksek tatmin düzeyi ve bunun sonucunda işletme karı en üst düzeye ulaşmış olur. Burada dört P fonksiyonları ürün (product), fiyat (price), tutundurma (promotion) ve dağıtım (place), karar mekanizmalarının temelidir.

pazarlama karar destek sistemi [marketing decision support system] Karar alma, karar alıcı tarafından belirlenen amaçların gerçekleştirilebilmesi için iki ya da daha fazla hareket biçimi arasından birinin seçimini ifade eder. Pazarlama yönetimine ilişkin kararlar belirli bir zaman aralığında aynen tekrarlanmadıklarından, kararların alınmasında pazarları oluşturan gerçek ve tüzel kişilerin davranışlarının tahmin edilmesi gerektiğinden, alınan kararlardaki değişkenlerin kendi aralarında etki ve tepki ilişkileri olduğundan ve bu tür kararlar çevresel değişkenlerin etki ve kısıtlamaları altında alındığından, bunların risk miktarı diğerlerine göre daha fazladır. Bu nedenle pazarlama yönetimine ilişkin kararların alınmasında gerekli dikkat ve özen gösterilmelidir.

pazarlama karması [marketing mix] Ürün, fiyat, tutundurma ve dağıtımdan oluşan ve pazarda istenilen tepkiyi yaratmak için kullanılan kontrol edilebilir temel pazarlama değişkenleridir. Yani bildiğimiz 4P pazarlama karması, fiyatlandırmadan tutundurmaya kadar pazarlama faaliyetinin kapsadığı tüm alanlara ilişkin kararların tek bir strateji altında toplanmasıdır. Ürün, fiyat, yer ve tutundurma dörtlüsünü içeren stratejilerin birleşimidir. Pazarlama karmasının hedefi tüketicidir. Pazarlama karması denilince akla gelen ilk şey 4P’dir. Dünyada pazarlama denilince ilk akla gelen isim olan Philip Kotler tarafından literatüre kazandırılan “4P” adını Ürün (Product), Fiyat (Price), Dağıtım (Place), Tutundurma (Promotion) almaktadır.

pazarlama kavramı [marketing concept] Ticari işletmeler mal ve hizmet üretip satan ve bunun sonucu kâr elde eden ekonomik birimlerdir. İşte bu süreçte hayatta kalma ve büyüme amaçlı gerçekleştiren pazarlama vizyonudur.

pazarlama kaynak yönetimi [marketing source management] Pazarlama aktivitelerinde kullanılan kaynakların analizi, planlanması, geliştirilmesi, uygulanması ve sonuçlarının değerlendirilmesi ile çok daha verimli bir pazarlama operasyonu yönetilmesinin sağlanması.

pazarlama kontrolü [marketing control] Stratejik pazarlama planlamasının bir adımı ve gereği olarak, pazarlama hedeflerinden hareketle beklenen veya planlanan performanslara ulaşılıp ulaşılmadığının denetlenmesi ve farklılıkların nedenleri üzerinde çalışarak doğru hedefler belirlemeye katkı süreci şeklinde tanımlanabilir.

pazarlama maliyet analizi [marketing cost analysis] Ürün ya da hizmetlerin pazarlanması sırasında ürün geliştirme, fiyatlandırma, tutundurma ve dağıtım etkinliklerinde ortaya çıkması muhtemel maliyetlerin incelenmesi durumu.

pazarlama miyopluğu [marketing myopia] Organizasyonlarda planlama eksikliği ya da piyasa koşullarını bilmeme gibi nedenlerden dolayı işletmelerin kısa vadeli düşünmeleri ve dar görüşlü olmaları durumu.

pazarlama modifikasyon [marketing modification] Yeni bir tüketici kitlesine hitap etmek için, pazar payı için işletmelerin pazarlama süreç ve kararlarında uyguladıkları değişim süreci.

pazarlama odaklı halkla ilişkiler [marketing oriented public relations] Satışı ve müşteri memnuniyetini teşvik eden, şirketleri ve ürünleri tüketicilerin istekleri, ihtiyaçları, çıkarları ve özel ilgi alanları ile özleştiren, inanılır, güvenilir, bilgi ve etkileşim iletişimini kullanan toplam bir planlama, yürütme ve değerlendirme programı süreci.

pazarlama odaklı şirket [marketing oriented company] Yaşamsal enerjisini pazarlama etkinliklerinden alan ve bu doğrultuda vizyonunu teşkil eden marka.

pazarlama ortamı [marketing environments] Firmanın hedef pazardaki tüketiciler ya da alıcılar ile olan ilişkilerini başarılı bir şekilde sürdürmek ve geliştirmek için sahip olduğu imkân ve yetenekleri etkileyen ulusal ve uluslararası baskı unsurları (politika, ekonomi, teknoloji, ekoloji, sosyokültürel yapı vb.) ve oyuncular (tüketiciler, rakipler, tedarikçiler, aracılar, çalışanlar vb.) bütünü.

pazarlama planı [marketing plan] Bir markanın yönünü belirleyen, hedeflerinin ve tüm faaliyet detaylarının bütçeleriyle birlikte yer aldığı yıllık plan.

pazarlama sinerjisi [marketing synergy] Pazarlama karmasının tüm üyelerinin maksimum sonuç için bir arada çalışması durumu.

pazarlama sistemi [marketing system] Pazarlama çevresinin tümü olup, mekanizma içinde üretici, toptancı, perakendeci, reklamcı vs. diğer pazarlama aracıları ve tüketicileri bulunur.

pazarlama stratejisi kavramı [marketing strategy concept] Strateji, şirketin amaçlarına ulaşmak için oluşturduğu yaklaşımdır. Bir başka deyişle, “erişilmek istenen nokta olarak tanımlanabilen amaca ulaşmak için takip edilen yoldur.”

pazarlama stratejisi seçenekleri [marketing strategy choices] Pazarlama stratejileri çok değişik modellerle incelenmektedir. Girişimcilerin çevresel kısıtları ve sınırlı kaynak durumu göz önüne alınarak yüksek maliyetli ve riskli stratejiler izleme yerine, iki önemli strateji modelini ele alıp incelemek daha doğru görülmektedir.

pazarlama tehdidi [marketing thread] Organizasyonun hedeflerine ulaşmak konusunda maruz kalacağı muhtemel tehditler, özel pazarlama koşulları.

pazarlama teşvikleri [deal] En dar anlamda bir pazarlama aracı olarak müşterinin satın alma davranışını, kararını etkileme ve bu süreci hızlandırma stratejisidir. Promosyonel pazarlama, bünyesindeki çok çeşitli teşvikleri satın alma sürecini hızlandırmak için kullanılan bir teknik olarak da değerlendirilir.

pazarlama unsurları [marketing tool] Pazarlamada kullanılan ve tutundurma karmasını da içeren tüm etkinlikler.

pazarlama uygulaması [marketing implementation] Stratejik pazarlama hedeflerini gerçekleştirmek için hazırlanan planın fiili olarak uygulanmaya başlaması.

pazarlama ürün yönetimi [marketing product management] Pazarlama ve satış operasyonlarında müşteriye sunulacak ürünlerin tasnifi, detay bilgilerinin hazırlanabilmesi ve alternatif ürün seçeneklerinin tanımlanması son derece önemlidir.

Pazarlama ve Kamuoyu Araştırmacıları Derneği [Marketing and Public Opinion Association] Neredeyse tüm pazarlama iletişimi alanlarına ve markalara hizmet veren araştırma şirketlerinin oluşturduğu dernek.

pazarlama yoluyla katma değer [value added by marketing] Ürün, hizmet ya da marka değerinin, bunlara ilişkin gerçekleştirilen pazarlama faaliyetleri sonucunda artması.

pazarlama yönetimi [marketing management] Firmanın mevcut ve elde edilebilir fiziksel, beşeri ve finansal kaynaklarını, bir yandan ulaşılmak istenen hedefleri, öte yandan içinde bulunulan çevresel şartları göz önünde tutarak en iyi biçimde kullanmaktır.

pazarlamada açık problem [marketing open problem] Problem kendisini açıkça gösteriyorsa, örneğin işletme satış miktarlarındaki düşüklükten şikâyetçi ise, bu durum problemin varlığını belirler.

pazarlamada gizli problem [marketing secret problem] Satış elemanlarının moralinin iyi olmaması, sonuçta satış çabalarının azalmasına yol açar. Bu satışların düşmesine neden olabilir.

pazarlamama [demarketing] Düşüş sürecini geride bırakan ürünün artık kârlılık sağlamaması sonucu ürünün üretimine son verip, artık pazara sunulmaması durumu. Satış yapmak için doğduğunu düşünen gerçek bir marka yöneticisi, pazarlamanın bireyin en temel gereksinimlerinden biri olduğunu bilir. Ona göre pazarlama, hayatın her anında ve her yerdedir. Ancak bazı durumlar vardır ki, ürünü ya da hizmeti pazarlamamak daha fazla satış getirir. Pazarlamadaki bu asimetrik durumu ifade eden yaklaşımdır.

pazarlamanın sosyal etkisi [social impact of marketing] Pazarlamanın toplumun sosyolojik ve psikolojik ihtiyaçlarını olumlu veya olumsuz dışsal etkiler olarak etkileme süreci.

pazarlamasız pazarlama [unmarketing] Antipazarlamacı pazarlamadakine benzer gerekçelerden yola çıkarak pazarlamanın aşırı veya kötüye kullanılmasının getirdiği direnç ve tepkilerle baş etmenin bir yolu.

pazarlar arası bölümlendirme [intermarket segmentation] Farklı pazarlarda bulunan ancak benzeşik satın alma davranışlarına ve ihtiyaçlara sahip olan tüketici kitleleri üzerinde gerçekleşen ortaklaşa pazarlama etkinlikleri.

pazarlık [bargain / haggle] Bir alışverişte tarafların kendileri için en elverişli fiyatı karşısındakine kabul ettirmek amacıyla yaptıkları görüşme. Satıcı ile müşteri arasında gerçekleştirilen diyalog temelli görüşmelerdir.

pazarlıklı fiyat [bargained price] Pazarlıklı ya da değişken fiyat politikasında ise, aynı koşullarla alım yapan müşterilere değişik fiyatlar uygulanır. Bu fiyatlar, müşteri ve satıcı yakınlığı, alıcıların pazarlık gücü gibi etkenlere bağlı olarak değişir.

pazarlıklı mal [bargain basement] Kelepir, çok ucuz mal.

pazarlıklı ürünler [bargain basement] Mağazalarda genellikle depo ve bodrum katlarında bulunan ve indirimli ürünlerin satıldığı bölümdür. Bu bölümdeki malların geri alımı genelde olmaz. Seri sonu ya da defolu mallardan oluşma ihtimali yüksektir.

PDE [promotion service personnel] (Kısaltma) Promosyon destek elemanı.

PDF [Portable Document Format ] (Kısaltma) Taşınabilir Belge Biçimi standardı. Adobe Acrobat’ın Portable Document Format’ına (taşınabilir doküman formatı) göre düzenlenmiş dosya türü.

pekiştirme reklamları [reinforcement advertising] Ürün ya da hizmeti satın almış ve memnun kalmış tüketiciler üzerinden içerik üreten ve asıl amacı tanıtımı yapılan nesneyi pekiştirmek olan reklamlardır.

pelikül [pellicle] Fotoğraf çekimlerinde ve her türlü hareketli çekimde kullanılan ışığa duyarlı bir maddenin üstünü kapladığı özel bir kâğıt.

pelür-tül kâğıt [tissue] Düzeltmelerin yapılabilmesi için reklam taslağının, basım mastarı vb. çalışmaların üstüne örtülen, giysileri paketlemeden önce sarmakta kullanılan, odun hamurundan elde edilmiş çok ince, yarısaydam kâğıt. Yarısaydam kâğıda çizilmiş taslak.

pembe dizi [soap opera] Çoğun­lukla gündüz yayınlanan ve sürekli bir öyküyü bölümden bölüme geliştirerek aynı karakterlerle sürdüren radyo/ TV dizileri. Bunlar, başlangıçta ABD’de­­ki sabun ve deterjan üreticilerince desteklendiği için İngilizcede sabun operası olarak anılmaktadır.

pencere [window] Grafik arabirimli bir bilgisayar ekranında özel amaçlar için ayrılmış bölge. Bu pencereler sayesinde bilgisayar ekranında aynı anda birden fazla sayıda uygulama ya da dosya görülebilir.

pencere reklamları [window advertising] Çoğunlukla 3M malzeme ile yapılan, bina camlarının iç ya da dış yüzeylerine sabitlenmiş, ancak dışarıdan görülebilen reklam tabelalarıdır.

pencere üstü reklam [bulkhead] Özellikle araç giydirmelerinde kullanılan, otobüs, minibüs gibi araçlarda pencere üstlerindeki reklam konumu.

pencereli kutu [window box] Bir perakende satış mekânında vitrin düzenleme unsuru olarak kullanılan afiş ve düzenleme görselleri.

penetrasyon fiyatlaması [penetration pricing] Kısa zaman içinde maksimum pazar payı elde etmek için kullanılan, genelde bir malın lansman döneminde cazip bir fiyat stratejisiyle sunulmasıdır. Fiyat stratejilerinin en çok uygulananlarındandır.

penetrasyon öncesi test [prelaunch test] Pazara penetre etmemiş ürün ya da hizmetin pazar sonrası muhtemel algılarını test etmek amacıyla gerçekleştirilen test.

penetrasyon pazarı [penetration market] Reklam kanalından kitleye ulaşımın miktarı.

 

Prof. Dr. Uğur Batı - Eğitmen/Yazar



 Yorumlar 


Benzer Videolar
Perakende Serisi 5 - Ekibinizi Yönetirken Bu 7 Hataya Düşmeyin
Ticarete Yeni Başlayan Müşterilerimiz Nelere Dikkat Etmelidir?
Ekonomi Üzerine - Döviz Kurları Neden Dalgalanıyor?
Perakende Serisi 3 - Bir Perakendeci Neleri Yönetir?
Dijital Dönüşüm Serisi 1 - Giriş
Satış ve Pazarlamada Sosyal Medya: Püf Noktaları


Benzer Makaleler
Gerilla Markalama
Dönem Sonu İşlemleri
Globalleşen Dünyada Marka Koruma
Satıcılık Mesleğinde Ürün Bilgisinin Önemi
Stres Çarkından Öğrenecek Çok Şey Var
Tasarımın Nöropsikolojisi