Pasifik - Atlantik Kapışması ve Türkiye

21 Şubat 2017 Salı 16:41
357
Okunma
2
Beğenme

1. Sanayi Devrimi'nin başlangıcını temsil eden 1750'de, Çin, Hindistan, Pakistan ve Osmanlı İmparatorluğu'nun içinde yer aldığı '3. Dünya', dünya mal ve hizmet üretiminin yüzde 73'ünü gerçekleştirir iken, Avrupa'nın payı yüzde 23.2, ABD'nin yüzde 0.1'di. İlk 150 yıl sonunda ve bilhassa 1830-1860 'buhar devrimi' ile, Avrupa dünya mal ve hizmet üretiminde payını yüzde 62'ye, ABD yüzde 23.6'ya çıkarır iken, 3. Dünya'nın payı yüzde 11'e gerilemişti. 1978'de Çin'in dünya üretiminde payı yüzde 2'ye çökmüştü. 1950'de ABD'nin dünya üretiminde payı tek başına yüzde 53'dü. Kapitalist Sistemi'nin, Batı'nın ve Soğuk Savaşı'nın en güçlü 'hegemon'uydu. IMF, Dünya Bankası, OECD, Dünya Ticaret Örgütü, BM ve NATO bazlı bir uluslararası ekonomik çevreyi kendi kontrolünde, büyük bir titizlikle oluşturdu.

1980 başında, Atlantik, ABD-AB beraberliği dünya mal ve hizmet üretiminin yüzde 52.4'üne hakim iken, Çin ve Hindistan'ın payı sadece yüzde 5.3'dü. Bugün, aynı Çin ve Hindistan'ın payı yüzde 25'e yükselmiş, ABD-AB'nin payı yüzde 39'a gerilemiş durumda. OECD'nin 'küresel ekonomi 2060' raporu, 2030'da Çin-Hindistan ikilisinin payının yüzde 39'a çıkacağını, ABD-AB ikilisinin payının yüzde 30'a gerileyeceğini gösteriyor. 2060'da Çin-Hindistan'ın yüzde 46'ya çıkacağı, ABD-ABD'nin yüzde 25'e ineceği öngörülüyor. Uluslararası raporlarda, 220 yıl sonra, 'güneş yeniden doğudan doğuyor' ifadeleri ile, Asya'nın geri dönüşü konuşuluyor. Atlantik Platosu dibe giderken, Pasifik Platosu'nun yükselişi, küresel ekonomi-politiğin bir numaralı gündem maddesi.

Pivot ülke Türkiye

Dünya ekonomi-politiğinde Pasifik ağırlıklı yeni bir oyun kuruluyor ve Rusya, Putin, bunun farkında olması nedeniyle, Çin ve Hindistan'la ilişkileri derinleştirme gayreti içerisinde. Şangay İşbirliği Örgütü'nün varlığı bu işbirliğini pekiştirmek üzerine. Türkiye ise, bu küresel sıklet merkezi değişikliğinin tam ortasında, Avrasya'nın kaderini değiştirecek 'pivot' ülke olarak öne çıkıyor. Türkiye ve Hindistan'ın yapacakları tercihler, sıklet merkezi değişikliğinde kalıcı sonuçları da beraberinde getirecek.

Peki, Atlantik ne yapıyor; Türkiye ve bölgesinde, terör vahşetini durdurmak adına, adeta paralize olmuş durumda. Sanki, kaosa izin vererek, bu sıklet merkezi değişikliğini durdurmaya çalışıyor. Oysa, Atlantik Kanadı, Türkiye'nin önemini yeterince kavramış olarak, daha kucaklayıcı ve Türkiye'nin bölgesindeki rolünü destekleyici bir politika süreci oluşturmalı. Atlantik Kanadı'ndaki politika hatalarını, Pasifik Kanadı'nın hemen değerlendirdiği de gözlenmekte. Nitekim, Şangay İşbirliği Örgütü'nde 'diyalog partneri' statüsüyle yer almakta olan Türkiye, 2017 yılı için Örgüt'ün Enerji Kulübü dönem başkanı oldu.

ŞİÖ Enerji Kulübü, Çin Halk Cumhuriyeti, Kazakistan, Kırgızistan, Rusya, Türkiye, Tacikistan, Afganistan, Hindistan, İran, Moğolistan, Pakistan, Belarus ve Sri Lanka'nın katılımıyla 2013 yılında kuruldu. Kulüp, üye ülkeler arasında enerji güvenliği konusunda diyalogu geliştirme, enerji stratejilerinin güncelleştirilmesi ve enerji alanında işbirliği imkanlarının artırılmasını amaçlıyor. ŞİÖ'ye üye ülkeler, dünyada elektrik üretiminin yaklaşık olarak yüzde 36'sını, doğalgaz üretiminin yüzde 23'ünü, ham petrol üretiminin yüzde 20,8'ini ve kömür üretiminin de yüzde 60,2'sini karşılıyor. Üye ülkeler, tüketimde ise doğalgazın yaklaşık yüzde 28'ini, ham petrolün yüzde 25,2'sini ve kömürün yüzde 65,1'ini gerçekleştiriyor.

ŞİÖ'nün devlet ve hükümet başkanları tarafından kabul edilen "Çok Uluslu Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Programında" yer alan enerji alanındaki kararların uygulanmasında Enerji Kulübü'nün önemli bir rolü üstleneceği belirtiliyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Türkiye'nin, dünya enerji üretim ve tüketiminde en büyük paya sahip olan bu birlik içinde, ana üyelerin dışında ilk dönem başkanı olmasının, Türkiye'nin enerji stratejilerinin daha güçlü uygulanmasında, Türkiye'nin enerji işbirliklerinin derinleşmesinde katkı sağlayacağını belirtti.

 

Teşhis yanlışsa, tedavi sonuç vermez

Küresel ekonomik sistem, büyük bir paradigma değişikliğinin eşiğinde duruyor. 1990'lı yılların sonlarından itibaren, 'küreselleşme' adına aşırı yol verilen uluslararası finans sisteminin hırs ve aç gözlülüğü, dünya ekonomisi açısından vahim dengesizlikleri ve haksızlıkları öne çıkardı. Öyle ki, dünya genelinde reel sektör karlılığı ile finansal sistem karlılığı arasında artan dengesizlik, 1'e 7 olarak tarif edebileceğimiz derin bir hakkaniyetsizliği gündeme getirmiş durumda. Bu nedenle, küresel ölçekte, insan kıymetleri ve üretime dayalı yeni bir büyüme modeli, buna bağlı olarak, yeni para politikası ve maliye politikası yapılanması önde gelen ülkelerin tümünün gündeminde. Bu derin hakkaniyetsizlik, ABD'nin seçilmiş 45. Başkanı Trump'a 'Amerika'yı yeniden büyük yapalım' seçim kampanyası mesajını da getirdi.

13. 5 yıllık kalkınma planı ile, Çin 2020'de ekonomide transformasyon sürecini tamamladıktan sonra, küresel ölçekte, başta petrol, emtia fiyatlarında yeni ve yukarı yönde bir fiyatlandırma süreci başlayacak ve dünya ekonomisi enflasyon baskısı altına girecek. Bu noktada, önde gelen ülkelerin tümü için yeni bir büyüme modelini kurgulayacakları 2 yıllık bir süre söz konusu. Bu nedenle, merkez bankaları, önümüzdeki 2 yıl enflasyona odaklanmaktan çok, yeni bir büyüme modeline uygun yeni bir para politikasına odaklanmalı. Bu dönemde, üretime ve yeni bir büyüme modeline odaklanırken, döviz kurlarındaki dalgalanmayı öncelikli kılmamak kritik önemde. Bu nedenle, önde gelen ülkelerin çoğu para birimlerinin değer kaybetmesine tepki göstermiyor.



 Yorumlar 


Benzer Videolar
Dış Ticarette Teslim Şekilleri
Teşvik ve Hibe Bulmak
KOSGEB Kredileri Bölüm 1
Ekonomi Üzerine - Türkiye Ekonomisi Büyümesini Nasıl Sürdürüyor?
Eximbank Kredileri
Leasing


Benzer Makaleler
Mikro İhracat
Stres Çarkından Öğrenecek Çok Şey Var
OPEC'de Uzlaşı ve Petrol Savaşı
Ekonominin Küçük Devleri
Hikayeleri Herkes Sever
Hem İş Hem Arkadaşlık