KOBİ Güncesi Yazı 7: "Neye Evet, Neye Hayır Diyoruz?"

6 Kasım 2020 Cuma 17:42
859
Okunma
0
Beğenme

 

Neye “Evet”, Neye “Hayır” Diyoruz?

Evet, Hayır kelimelerini duyunca sunucu Erkan Yolaç’ın bir dönemin efsane yarışması haline gelmiş “evet / hayır” yarışmasını anmadan geçmek olmaz. Yarışma formatı oldukça yalındı. Erkan Yolaç, yarışmak için gelen kişiye “size soracağım sorulara evet, hayır diye cevap vermeyeceksiniz ve bu anlama gelecek şekilde başınızı emme basma tulumba gibi aşağı yukarı sallamayacaksınız” diye yarışmanın tek kuralını açıklardı. Gerçekte kişi bu iki kelimeyi nasıl, ne sıklıkla kullandığını o birkaç dakika içinde fark ederdi. Bu küçük oyunun amacı da buydu zaten. Düşünme sürecini devreye sokmadan duygularımızın otomatikliğiyle cevap verdiğimizi bize göstermek. Bunu Erkan Yolaç gibi bir ustayla yapması ise işin en keyifli tarafıydı.

Önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi verdiğimiz tepki, gösterdiğimiz davranış bir “sonuç” aslında. Biz ilişkilerimizde ve kararlarımızda bu sonuçları görüyoruz. O davranışı görüp, o davranışı neyin tetiklediğini düşünmüyoruz çoğu kez. Biz kendi kişisel değerlerimize göre “evet, hayır”larımızı oluşturuyoruz. Bu, o kadar otomatik bir refleks haline geliyor ki, düşünmeden bilinçaltı olarak hızlıca yapıveriyoruz.

Bazen “hayır” diyemediğimiz için, zamanı etkin kullanamıyoruz, bazen de “evet” diyemeyip bazı fırsatları kaçırıyoruz. İki taraflı bir durum bu. O yüzden de kişinin gerçekten neye evet ya da hayır dediğinin farkındalığı önemli.

Uzmanlar “hayır” demenin daha zor olduğunu belirtiyor. Hayır demekten kaçındığımız için birçok şeye “evet” diyoruz. Sonucunda da kendi ajandamızda öncelikli olmayan şeyler için enerji ve zaman harcıyor, strese giriyor, bir şekilde kendimizi tüketebiliyoruz.

Uzmanlar “hayır” diyememenin başlıca sebeplerini de şöyle sıralıyor:

  • Öncelikleri belirleyememe.
  • Çevre tarafından duyarsız ve bencil olarak algılanma korkusu. Bu durum kültürümüzle de ilgili.
  • Yardımlaşma kültürü ağır basan bir toplum da “hayır” demenin yanlış anlaşılmasından endişe duymak gibi.
  • Bizden daha üst pozisyonda olanlar ya da daha baskın olanlarla fikir ayrılığına girmek istememek.
  • Kurtarıcı olma isteği. Bunun soncunda kendini önemli hissetme ve gündemde olma arzusu olabilir. Acaba üstüme vazife olmayan şeylere de atlayıp bir kurtarıcı gibi görünmek mi istiyorum?
  • Sevdiğimiz insanlara “hayır” demenin zorluğu. Sevdiğimiz insanları üzmemek, onları memnun etmek için daha çok çaba göstermek.
  • Mükemmeliyetçilik ya da bir şeylerde daha çok kontrol sahibi olmak için, bizim işimiz olmayan konu ve durumlar için evet demek.
  • Yüksek sorumluluk duygusu ile “evet onu da ben yapayım, bu konuda da yardımcı olayım” şeklinde bir yaklaşım içinde olmak.

Bu listeyi uzatmak olası. Eminim sizler de bazı ilavelerde bulunabilirsiniz. Bunları fark ediyor olmak güzel. Ancak “bunu aşmak ya da bu konuda kendimi iyileştirmek için nasıl bir yol izlemem uygun olur?” sorusu kıymetli.

Bu aşamada aşağıdaki noktalara bakmak ve soruları sormak yardımcı olabilir:

  1. Öncelikle "hayır" demenin bizim için ne anlama geldiğini incelemek yararlı. “Hayır" dediğimizde ne olacağından korktuğumuzu bulmak ilk adım. Bir tür yüzleşme gibi düşünebilirsiniz. “Hayır” dersem ne olacağından, başıma ne geleceğinden korkuyorum? Bu gerçek mi? Yoksa benim algımla mı ilgili?
  2. Hemen “evet” ya da “hayır” demeden önce bir nefes alın ve bekleyin. Duygularla, aklın buluşmasına izin verin. Ardından bu şeye “evet” ya da “hayır” demenin gerçekten gerekli mi, önemli ve acil mi olduğunu değerlendirin. Hemen çözülmesi gereken acil bir durum var mı ve bunun gerçekten ne kadarı benim işim?
  3. Bir diğer nokta, size gelen bu konu, soru ya da çözülmesi gereken şey gerçekten sizinle mi ilgili? Bu gerçekten sizin sorumluluğunuzda mı?
  4. Bu şeye evet ya da hayır demenin gerçekten bir katma değeri var mı? Benim katabileceğim ilave bir fayda var mı? Varsa bunu bizzat ben mi yapmalıyım yoksa bunu benden isteyen kişinin yapması için ona yardım mı etmeliyim?
  5. Evet ya da Hayır dediğim bu konu ile ilgili gerçekten bunu çözebilecek kaynaklara sahip miyim? Bunu değerlendirmek önemi. Yeterli zaman, enerji gibi.
  6. Başkalarının istekleri doğrultusunda ve onların öncelikleri ile mi yaşıyorum? Eğer böyle düşünüyor ve hissediyorsam bu benim duygusal sağlığımı nasıl etkiliyor?
  7. Son olarak kendinize sorun “gerçekten ne istiyorum? Bunu yapmak bana ne katacak? Bunun hayatımdaki önemi nedir?”

Bunları fark ettiğinizde:

  • İlkelerinizi karşı tarafa belirtmiş olacaksınız: Niçin evet ya da hayır dediğiniz ve bunun sizin değer ve ilkelerinizle bağını göstermiş olacaksınız. Bu size kurallarınızı koyma şansını da verecektir.
  • Kendinize önceliklerinizi belirleme şansı vereceksiniz: Önceliklerinizi kendi ihtiyaçlarınıza göre belirlemeniz hem ilkeleriniz hem de ihtiyaçlarınızı yaşama geçirme şansı demektir. Bunu yapmazsanız birileri bunu sizin için yapar.
  • İstemediğiniz şeyleri yapmanın getirdiği stresi azaltma şansınız olacak: Çokça evet diyen biriyseniz, belki yapmanız gerekenden çok fazla yük alıyor veya insanlar sizi bu yönde “o zaten bunu yapar” diye algılıyor olabilirler. Bu da sizi oldukça yoruyor olabilir.
  • Zaman içinde tutarlı duruşunuzla etrafınızda güven oluşturursunuz: Çevrenizdeki insanlar bir olay, konu ya da bir durumda evet ya da hayır derken bunun altında sizin değer ve ilkelerinizin olduğunu aslında tutarlı bir duruş sergilediğiniz zaman içinde görecektir.

Son olarak bir düşünme tablosuna ne dersiniz?

Düşünme Tablosu, nelere EVET diyerek; gerçekte nelere HAYIR diyorumu içeriyor. Tersinden de tabloyu doldurmanız olası. Nelere HAYIR diyerek; gerçekte Nelere EVET diyorum şeklinde.

Örneğin bir saat az televizyon izleyerek ya da sosyal medyada sörf yapmayarak, belki bir saat kitap okumaya evet diyorum, ya da bir saat yürüyüşe evet diyorum gibi.

Benzer şekilde EVET diyerek veya HAYIR diyerek nelerden vazgeçiyorum? Örneğin benim için önemli hangi şeyleri öteliyor veya onlardan vazgeçmek zorunda kalıyorum? Bazen ailemiz, çocuğumuz, bir proje, bir gelişim fırsatı, bazen kendimize ayırdığımız bir zaman dilimi gibi.

 

Bu yazının son sözü Fransız ressam Henri Matisse’ten (1869-1954) geliyor. Matisse, yeni beceriler, yetkinlikler kazanırken bir sanatçı vizyonunda olmamız gereğine işaret ediyor. Diyor ki “Sanatçı, tüm gücünü, içtenliğini, alçakgönüllülüğünü, yaratma sürecinde eline kolaylıkla gelen eski, bilinen klişelerden kurtulmak için kullanmalıdır”.

Bizi olumluya evirecek yeni farkındalıklara olsun…

Sonraki yazımızda buluşana kadar sağlıcakla kalın…

Dr. Habibe Akşit



 Yorumlar 
Yorum Ekle


Benzer Videolar
Veri Bilimi Nedir?
Yapay Zekanın İşletmedeki Rolü
Cesaretten Merhamete 4 - Adalet
Organizasyon
Sanayi 4.0 Nedir?
Cesaretten Merhamete 2 - Basiret
Finansal Teknolojiler
Cesaretten Merhamete 3 - Hayret
Liderlik ve Çalışanları Hizalama
Cesaretten Merhamete 1 - Giriş


Benzer Makaleler
KOBİ Güncesi Yazı 14: "Geri Bildirim Verme ve Almanın Satır Başları"
KOBİ Güncesi Yazı 4: "Çok Saat Çalışmak, Çok Verimli Çalışmak mı?"
KOBİ Güncesi Çok Yakında Sizlerle!
KOBİ Güncesi Yazı 15: "Şirketimin Güçlü ve Geliştirilmeye Açık Yönlerini Nasıl Ortaya Koymalıyım?"
KOBİ Güncesi Yazı 20: "Sosyal Sorumluluk ve Benim Sorumluluğum"
KOBİ Güncesi Yazı 18: "Sürdürülebilirlik"
KOBİ Güncesi Yazı 3: "Açık ve Örtülü Bilgi"
KOBİ Güncesi Yazı 21: "İş ve Özel Yaşam Arasındaki Denge"
KOBİ Güncesi Yazı 10: "Etkin Toplantı Yönetimi İçin Ne Yapmalıyım?"
KOBİ Güncesi Yazı 6: "İşe Anlam Katmak"